Kısa Hikayeler

Kalamışta Gerçek Hanımefendi

Fener-Kalamış caddesi üzerinde, Fenerbahçe doğrultusunda son viraj dönülüpte düzlüğe çıkıldığında yolun sol tarafında kalan bahçeli ev sayısının dokuz olduğu dönemde, daha doğru bir deyimle herkesin herkesi tanıdığı ve selamlaştığı devirde, bu evlerden bir tanesi daha heybetli beyaz mermerden alt yapısı ve üzerinde yer alan kuleli ahşap üst yapısıyla haşmetli bir biçimde adeta ben buradayım diye haykırırdı.Yolda yürüyerek geçenlerin bakışlarının bu eve ve bahçesine bakışlarının takılmadan geçmeleri adeta mümkün değildi, Yapının yola doğru olan ön cephesindeki geniş bahçe çiçek ve envai süs bitkileriyle bezenmiş, çok bakımlı görüntüsüyle adeta bir sanat eseri hüviyetindeydi.

Bu masalsı evde yaşayanlara gelince bir kaç hizmetli, değiştiremediği şivesi adeta alnında yazılı arnavut bahçıvan Rıza efendi ve evde personeli ile birlikte yanlız yaşayan hanımefendisi Bihter hanım.

Acaba kim di bu Bihter hanım ? Mahalleli konu komşunun anlattığına göre Kayseri eşrafından, ülkenin en varlıklı insanlarından birisinin dul eşi imiş. Aynı muhitte oturan bazı yakın akrabalarının olduğu da bilinirdi, ancak bu akrabalardan kimse kuleli köşk de hanımefendi ile birlikte ikamet etmezdi. İyi ve güneşli havalarda Bihter hanımefendi, binanın öncephesindeki yüksek giriş üzerideki heybetli berjer koltuğunda  ihramı andiran beyaz elbisesi ve daima beyaz omuzlarını örten başörtüsü ile oturur, yoldan geçenleri seyreder, varsa yakın misafirlerini ağırlardı. Misafirin tanıdık olup olmamasının çok bir önemi yoktu muhterem Bihter hanım için, ona göre kapısından içeri giren herkes tanrı misafiriydi, muhakkak bir ikram yapılmadan hiçbir zaman yolcu edilmezdi, hele bu ziyaretler öğün zamanlarına yakınsa, o gür sesiyle alt kattaki hizmetlilere talimatlar yağdırır, ziyaretçinin karnı doyurulmadan uğurlanmazdı. Mahallenin çocukları ve gençleri içinde büyük bir anlamı vardı, bayramlarda, çok sayıda ziyaretçinin yanısıra, çocuk ve mahallenin gençleri sıralanır, mendiller ve o zamanlarda ülkemizde pek bulunmayan fransız madlen çikolatalarıyla sebeplenirlerdi. Bihter hanımın mahalleliye yardımı ise önemsenmiyecek boyutlarda idi, akraba ve hizmetlileri ile muhitteki ihtiyaç sahiplerini, darda olanları ve hastaları tesbit ettirir, kimselerin ruhu bile duymadan el altından yardım sağlar ancak bu konular hiç konuşulmazdı. Hani bir anadolu deyimi vardır: “sadaka vereni mağrur, alanı da mağdur etmemelidir” diye, işte Bihter hanımefendi bu deyişin dünyamızdaki isbatıdıydı adeta.

Köşkün tüm alışveriş işlerini Rıza efendi yürütürdü. Düzeltemediği arnavut şivesi nedeniyle mahalleli gençlerin çoğu zaman dalga geçip eğlendikleri bir tip olarak, özellikle salı günleri elinde yarı beline kadar gelen koca bir sepetle salıpazarına sebze,meyva alışverişine giderdi, tramvayda, eline tutuşturulan listeyi o komik şivesiyle tekrarlar durur, ilerlemiş yaşı dolayısıyla birşeyi unutmamaya çalışırdı. Rıza efendinin pazar alışverişi günleri ise mahallenin gençleri için ayrı bir eğlence vesilesi olurdu. Satın almış olduğu sebze ve meyvaları özenle sepete yerleştirir, son olarak da bir hevenk muzu da sepetin en üstüne koyardı. Çift vagonlu Fenerbahçe tramvayına biner köşke dönmek üzere yola düzülürdü. Kalamış parkı önünde tramvay hattının tek ray uygulaması yüzünden iki adet makası vardı. Vatman makasa geldiğinde yavaşlar, geçince tekrar hızlanırdı. Mahallenin gençleri de bir kaç kişi olarak tramvaya binerler, tam tramvay makasa gelirken Rızanın yakınındaki biri, camdan dışarıya bir el hareketi ile “aaa bakın” diye bağırır, saf arnavutta camdan dışarsını meraklı bakışlarla araştırırken bir diğeri muz hevengini sepetin üzerinden kapar kaçardı, o sırada tramvay makas geçerken, çocuk aşağı atlar Rıza efendi elinden bırakamadığı sepeti ile inmeye çalışırken, tramvay hızlanır, Rıza efendi üzgün üzgün Belvü durağında iner eve yönelirdi. Tabii bunlar mahallenin çocukları oldukları için teşhis kolaydı, ayrıca bu olay neredeyse iki haftada bir de tekrarlandığı için bir eğlence geleneği haline dönüşmüştü.

Rıza efendi köşke dönüşte Bihter hanımefendiye her sefer olayı anlatır, o da belli etmemeye çalışarak gülümserdi. Bu olay o çok ciddi hanımefendiyi de eğlendirir hale gelmişti. Her hafta Rıza efendinin pazardan dönüşünde Bihter hanım, özellikle Rızayı çağırtır. Rıza efendi muzu kaptırdınmı diye sormaktan ve gülmekten kendini alıkoyamazdı.

Tabii olay orada bitmez, Bihter hanım zaten bildiği ve çoğunu yakınen tanıdığı, aralarında akrabasının da olduğu çocukları çağırtır onlara bol bol muz ve çikolata ikram eder, onlara tıka basa doyurduktan sonra, bir daha yapmamaları için tembihlerdi. Ama ne gezer olay Rıza efendiyi çıldırtmak için olduğundan mahalleli çocukların eğlencesi devam eder giderdi.